Son günlerde hep ölümden bahsedildi DefterK’da…
Ölüm üzerine yazılar, videolar yayınlandı...
Bayram haftasında aldığım haber de ölüm üzerine oldu.
Öğretmen arkadaşım Ertuğrul Özdemir’in ölüm haberini bayram gününde aldım.
"Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz" ilahi emrine uyarak; “İnna lillah ve inna ileyhi râciun” ve “Allah rahmet eylesin” cümleleri döküldü dudaklarımdan…
Daha birkaç hafta önce beraberdik.
Eğitim yöneticiliği sınavlarına beraber çalıştık, beraber hazırlandık.
Gençti…
Dinamikti…
Çalışkandı…
Yardımseverdi…
Umutları vardı gelecek için…
Yıllarca Altunhisar’da eğitime hizmet etmişti…
Vefat haberini aldığım zaman göğsüme bir acı saplandı. Hastaymış ve birkaç haftadır hastanede yatıyormuş. Tam iyileşti derken, bayram günü Hakk’a yürümüş.
Artık söylenecek söz kalmadı.
Bizim yerimize Yunus Emre ne güzel söylemiş:
“Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi”

Her genç ölüm bana Cahit Sıtkı’nın “Otuz Beş Yaş” şiirinin son dörtlüğünü hatırlatıyor:
“N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.”
Her ölüm beni kendime döndürüyor. Tıpkı Necip Fazıl’ın mısralarında dediği gibi:
“Büyük randevu... Bilsem nerede, saat kaçta?
Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?”
Her ölüm bana sevdiklerimi hatırlatıyor. Bu fani dünyada “hoş bir seda” bırakmanın güzelliğini anlatır. Nice güzel insanlar hoş bir seda bırakarak geçti bu fani dünya üzerinden.
Yunus Emre gibi bize sesleniyor Ertuğrul Özdemir:
“Bu dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara, selam olsun”
Hayır dualarla anıyoruz Ertuğrul’u… Güzel dualarla, sözlerle yâd ediyoruz O’nu…
Öğretmen arkadaşıma Allah’tan rahmet diliyorum.
Allah, geride bıraktıklarına sabır versin…
Bizlere de her ölümle yeniden dirilmeyi nasip etsin…
H. İbrahim Tongur, yazdı...